Ey Dîlberê’nin yanık sesi sustu
Yanık ve sade, duru ve içten, yaÅŸlı ve bilge bir sestir onunki. Bu sesi duyan herkesin gözünde canlanıverir bu yaÅŸlı bilge müzisyen. Hatta kimimiz, tambur teline dokunulduÄŸunda hissetmiÅŸizdir onu. Ne ki televizyon yaygınlaÅŸtığında, bu kez sırtında gömleÄŸi, boynunda kravatı ve elinde tamburuyla, o aristokrat görünümüyle çıkıverdi karşımıza. Artık ses ile siluet bütünleÅŸmiÅŸ, o davudi sesin sahibinin Kürtçe’ye büyük deÄŸerler katmış olan Ermeni müzik dehalarından Aram Tîgran olduÄŸunu bellemiÅŸti cümle âlem.
![]()
Kürt müziÄŸine ömrünü vermiÅŸti o. Sason’un Bianda Köyü’nden QamiÅŸlo’ya, oradan Brüksel’e, Atina’ya uzanan serüveni, tam 12 Kürtçe albümle doluydu. Fakat bu albümlerin 11 tanesinin kapağında, okunan ÅŸarkıların söz ve müziklerinin kime ait olduÄŸu bile yazmıyordu. Az deÄŸil üstelik 11 albümde tamı tamına 160 ÅŸarkı bulunuyordu. O kadar ki, bu parçaların her birinin Kürt müziÄŸiyle ilgili herkeste derin bir izi bulunuyordu. İşte sadece bu nedenle bile Aram’a ulaşıp bu müziklerin belgelenmesi bile büyük önem taşıyordu. Ancak belgelenmesi gereken ne kadar çok ÅŸey olduÄŸunu, ancak 72 yaşındaki bu müzik dehasıyla buluÅŸup konuÅŸmaya baÅŸladığımızda fark edebilecektik.
İki yıl önce Brüksel’in en güzel yerlerinden birinde, Grand Place’de buluÅŸuyoruz Aram’la. YaÄŸmurlu bir gün… Ama o, her zamanki aristokrat tutumundan taviz vermemiÅŸ, şık giyinmeyi ihmal etmemiÅŸti. Kravatlı lacivert takımı, fötr ÅŸapkası ve yaÅŸlı, kıvrımlı yüz hatlarının arasına ürkek bir güvercin gibi sinmiÅŸ olan güleçliÄŸiyle karşılıyor bizi.
TÜRKİYE TARİHİNİN DEHLİZLERİNE GÖTÜREN HAYATI ÖYKÜSÜ
Aram’ın hayat hikayesi, Türkiye tarihinin dehlizlerine götürüyor bizi. Önce, Sason’un Bianda köyüne davet ediyor bizi Aram. Yıl 1915. Büyük Ermeni Katliamı yaÅŸanıyor o yıllarda. Aram’ın köyü de büyük darbe alıyor bu katliamdan ve kocaman köyde sadece 15-20 kiÅŸi hayatta kalabiliyor.
Bunlardan birisi de Aram’ın babasıdır. Ve katliamdan kurtulan Baba Tîgran, ‘Bin Xetê’deki, yani Suriye tarafındaki QamiÅŸlo’ya kaçmayı baÅŸarıyor. Anne tarafı da aynı kaderi paylaşıyor. Sadece annesi ve teyzesi QamiÅŸlo’ya ulaÅŸabiliyor. Geriye kalanları ne gören oluyor o tarihten sonra ne duyan… Aram Tîgran, ‘Annem ve teyzem tek gelebilmiÅŸler QamiÅŸlo’ya. BaÅŸka akraba da yok. Åžimdi teyzem de öldü. Eski akrabaları bulmak epey zor’ diyor ve ekliyor: ‘Ailemizden kimse kalmadı. Bazıları telefon açıyor. Diyarbakır’dan da arıyorlar. ‘Akrabayız’ diyorlar, ama görüşemedik hiç biriyle. İspat da yok. Ben görmemiÅŸim. Babam da yok ki tanısın…’
QAMİŞLO’DAKİ ‘GÖÇMEN AÅžK’IN ÇOCUÄžU
İşte can havliyle QamiÅŸlo’ya ulaşıldığında, genç Tîgranların arasında büyük bir aÅŸk da baÅŸlıyor burada. Annesi ve babası tanışıp evleniyorlar. Ve 1934 yılının 15 Ocak günü Aram geliyor dünyaya. OÄŸlak burcu olan Tîgran, burcunun karakteristik özellikleri de taşıdığını söylüyor. Bazı astrologların, ‘OÄŸlaklar 30′una kadar hayata toz pembe bakarlar. Ama iz bırakırlar. Büyük insanların çoÄŸu da oÄŸlaktır’ sözünü hatırlatan Aram, kendisinin de hayata toz-pembe baktığını söylemekten çekinmiyor.
Zira 15 yaşından itibaren cümbüşüyle eÄŸlenceler düzenliyor Aram. Durmadan ÅŸarkılar söylüyor, içki sohbetlerinde sabahlıyor. Gerçi ailesinin Sason’daki durumu da iyi deÄŸildir, QamiÅŸlo’da da öyle kısa sürede durumları düzelmeyecektir ve babası inÅŸaat iÅŸlerinde çalışacaktır, ama zaten yaÅŸam biçimi güzel ve eÄŸlenceli cümbüş alemleriyle dolu olan Aram’ın da zenginlik, refah diye bir düşü yoktur. Cümbüş eline aldığında etrafının kalabalıklaÅŸması, çalınıp söylenmesi, çakır keyif zamanlar yetiyor da artıyor genç Aram’a. O kadar ki, bugün 72 yaşında olan sanatçı, en çok özlediÄŸi günlerin, iÅŸte o çakır keyif, çalıp söylediÄŸi günler olduÄŸunu söylemeye çekinmiyor.
Hayatın onu sürüklemesine razıdır Aram, ama aynı burcu taşıdığı Muhammed Ali Clay, Al Capone, Çiçero, Newton veya Nazım Hikmet gibi büyük bir insan olmanın enerjisini de taşımaktadır. Ve eğlenceli vakitlerden arta kalan hayatında, durup dinlenmeden, geceli gündüzlü, bulduğu her fırsatta beste yapımına verecektir kendini.
Derken 1953 yılında ilk profesyonel sanatçılıkla yüzleÅŸecektir. Ta ki 1966 yılına kadar cırcır böceÄŸinin keyfi, karıncanın çalışıp didinmesini birleÅŸtirecek olan sanat hayatı sürüp gidecektir QamiÅŸlo’da. Ve Aram, daha bu yıllarında bile Güneybatı Kürtleri arasında, sayılı, en ünlü sanatçılardan biri olacaktır.
Erivan’a yerleÅŸen Aram, burada yine Kürtlerin her akÅŸam can kulağıyla dinledikleri Erivan Radyosu’nda çalışır. Fakat bu kez dostları arasında ya da onu sevenler arasında deÄŸil, radyo mikrofonunun soÄŸuk, mekanik yüzüne söyleyecektir ÅŸarkılarını. Aram için doyurucu bir yaÅŸam tarzı olmasa da, bu yıllar, Aram’ın Kürdistan’ın bütün parçalarında dinlenip tanınmasında önemli bir dönüm noktası oluÅŸturacaktır. Fakat diyalektiÄŸin acı bir hükmü gibi Erivan Radyosu’nun da miadı dolacaktır Aram için ve nihayet 1990 yılı geldiÄŸinde Avrupa’ya çıkacaktır Aram. İşte o tarihten sonra Avrupa’da devam ettirdiÄŸi sanat yaÅŸamı, tam 16 yıllık çalışma dönemi Ermenice, Kürtçe, Arapça ve Türkçe’den ibaret tam 435 ÅŸarkının derlenip okunduÄŸu çileli ama taÅŸkın bir dönem olacaktır Aram için.
53 YILLIK MÜZİK KARİYERİ
Dedik ya 53 yıllık müzik yaÅŸamında Ermenice, Kürtçe, Arapça ve Türkçe ÅŸarkılar okuyor Aram… Hepsi bundan ibaret deÄŸil elbette: 230′u Kirmancî, 150′si Arapça, 30′u Türkçe, 10′u Süryanice, 8′i Yunanca, 7′si de Zazaca olmak üzere Aram’ın okuduÄŸu ÅŸarkılarda tam bir ‘diller seremonisi’ yatar. Ancak bunların tamamını albümlere okumamıştır Aram. GeçmiÅŸte albüm olanağı yoktur çünkü. ÖrneÄŸin Mihemed Mamlê’de yaÅŸarken albüm çıkaramamış, ama 650 ÅŸarkı kaydetmiÅŸtir. GeçtiÄŸimiz yıllarda Husen Reber, bu ÅŸarkılardan 21 CD çıkardı. Aram Tîgran, yine de yeni teknolojiye ulaÅŸtı ve bugüne kadar ÅŸu albümleri çıkardı:
Aram Tîgran I
Kurdistan’e
Çîyayê Gebarê
Serxwebûn Xweş e
Dil Axe
Rabin
Teofil Üzerine
Zîlan
Xazî Dîsa Zarbûma
Keçê Dinê
Evîna Feqiyê Teyran
Ey Welato Em Heliyan
Aram Tîgran’ın kasetlerinin çoÄŸunda ÅŸarkıların söz ve müziklerinin kime ait olduÄŸu yazılı deÄŸildir. İşte Aram da zamanını bize ayırdı ve tek tek ÅŸarkıların kime ait olduklarını yazdık. Uzun süren çalışmamız sonrasında 148 ÅŸarkının kime ait olduklarını kaydettik. Söz ve müzik yazılmayan kasetler ÅŸunlardı: Serxwebûn XweÅŸ e, Dil Axe, Teofil Üzerine, Zîlan, Kurdistan’e, Çîyayê Gebarê, Ey Welato Em Heliyan, Rabin, Aram Tîgran I, Xazî Dîsa Zarbûma ve Keçê Dinê. Åžarkıların tamamının sahiplerini bu kısa yazıya alabilmemiz elbette ki imkansız.
BABASINDAN FEQİYE TEYRAN’A, GERİLLADAN CİGERXWİN’E…
Aram Tîgran’ın bir özelliÄŸi ÅŸarkılarının müziÄŸini genelde onun yapıyor olmasıdır. ÖrneÄŸin, ‘Mazlum Şêrê Kurdistan e’ gerillaların yazdığı, müziÄŸini Aram’ın yaptığı bir ÅŸarkıdır. Bunun gibi Aram dendiÄŸinde belki de ilk akla gelen parçalardan biri de Feqiyê Teyran’ın yazdığı Ey Dîlberê gibi Aram’ın müziÄŸini yaptığı çok sayıdaki parçalardan birkaç örnek ÅŸunlardır:
Ey Dîlberê Gotin: Feqiyê Teyran Muzîk: Aram Tîgran
Îro li Welat Şer e Gotin: Dr. Feyzullah Muzîk: AramTîkran
Kurê Min Gotin: Mîkaîle Reşîd Muzîk: Aram Tîgran
Taqîqê Çav Belekê Gotin: Şamîram Muzîk: Aram Tîgran
Weylo Li Min Gotin: Feruşan Haco Muzîk: Aram Tîgran
Med-TV Gotin: Mele Dilbirîn Muzîk: Aram Tîgran
Gundê Şamiram Gotin: Ehmede Gogî Muzîk: Aram Tîgran
Wextê Zerya Min Nîşan Kirin Gotin: Simoye Şemo Muzîk: Aram Tîgran
Az olmakla birlikte ‘Ax Lê Gidyanê’ ‘Bahre Vane’ ‘Gulbinaz’ ve ‘Gul Åžerîn e’ gibi söz ve müziklerini kendisinin yaptığı ÅŸarkılar da bulunuyor. Babası’nın yazdığı bazı parçaları da albümlerinde okuyan Aram, Kürt ÅŸair Cegerxwîn’in eserlerinden de esinlenir ve ‘Eman Leylê’, ‘Åžev Çû’, ‘Sebra Dila’, ‘Dil Axe’, ‘Newroz’, ‘Bi Xêr Hatî Tu Newrozê’ gibi ÅŸarkıları üretir. Kürtlerin binlerce yıldır söylediÄŸi ‘Horom Horom’, ‘Yarim Goranî’, ‘Digerim’ ve ‘Fidan Yar’ gibi halk ÅŸarkılarına da albümlerinde yer veren Aram, kendi halkı Ermeni’lerin bazı ÅŸarkılarını da Kürtçeye çevirerek okudu. ÖrneÄŸin ‘Nînaqan’, ‘Narên e Lerê’ ve ‘Rebe Here Welate Xwe’ ÅŸarkıları Ermeni Halk Åžarkıları’dır ve Aram Tîgran tarafından Kürtçeye çevrilmiÅŸtir. Kürt kamuoyuna yönelik olarak hazırlanan albümlerde sanatçı Ermenice ÅŸarkılar da okudu.
Türkiye’de ‘Sarı Gelin’ olarak bilinen ÅŸarkıyı da albümlerinde ‘Axçik’ olarak okuyan sanatçı bu konuda kamuoyunun yanıltıldığını söyleyerek ÅŸunları söylüyor: ‘Bu ÅŸarkının söz ve müziÄŸi anonimdir. Ben Ermenice’den Kürtçe’ye çevirdim. Åžarkının orjinal adı Sari Axçik’tir. Ermenice’de ‘Sari’ daÄŸ anlamına geliyor. ‘Axçik’ de gelin demek. Yani ‘DaÄŸ Gelini’ anlamına geliyor. Nedenini bilmiyorum ama Türkler DaÄŸ Gelini’ni Sarı Gelin yaptılar.’
‘EVİNA ARAM’
Kürt sanatçılar, Aram Tîgran’a 2005 yılında bir sürpriz yaptılar. ‘Evîna Aram’ adıyla bir albüm çıkaran sanatçılar Aram Tîgran’a ait 14 besteyi okudular. Mîr Muzîk’in çıkardığı albümde Fatê (Siya Darê), Rotînda (Yerîvan), Seyîdxan (Leylanê), Gulistan (Sebra Dila), Serhat-Çar Newa (Yaramina Bedêw), Harun-Koma RewÅŸen (Hatin), Diyar (Leyla), Xelîl Xemgîn (Xemilîlî Zozan), Kawa (Zerîya Min), Delîl Dîlanar (Zar Buma), Åžemdîn (Åževa Tarî)
Xêro Abbas (Şev Çû), Xemgîn Bîrhat (Gûl Firoş) adlı parçaları seslendirdiler.
‘SANATA DOYAMADIM’
47 yıllık evlilik hayatında Aram Tîgran’ın iki kızı, bir oÄŸlu oldu. Üç çocuÄŸunu da evlendiren Tîgran aynı zamanda bir dedeydi. Sürekli kimliksiz ve yabancı olarak adlandırılan insanların içinde yaşıyordu Aram. Ekonomik koÅŸulları fazla deÄŸiÅŸmedi ama her sanatçıya nasip olmayacak bir müzik kariyeri yaptı ve Kürtler içinde en popüler, ve en saygıdeÄŸer sanatçılardan biri oldu.
Aram’a son sorumuz ÅŸuydu: ‘Çok ünlü oldunuz. EksikliÄŸini hissettiÄŸiniz bir ÅŸey var mı?’ Cevabı hiç ÅŸaşırtmamıştı bizi: ‘Gözüm sanata doymadı. Åžarkılara, çalmaya doymadı. Ne zaman doyacak bilmiyorum. Ben sanatı sevdiÄŸim için herhalde. Sanat benim yaÅŸamım, vitaminim, balımdır Gençken çevremiz doluyordu. Sabaha kadar oturur, çalar, söyler, doymazdık. Åžimdi sanat üretme koÅŸullarım farklı olsa da hayatımın ortak tek doÄŸrusu var: müziÄŸe doyamıyorum.’
Êy Dîlberê’nin yanık sesi Aram Tigran, Atina’da 8 AÄŸustos günü Van Gelismos hastanesinde hayata gözlerini yumdu. 6 AÄŸustos’da sabah saatlerinde ilgin beyin ölümü verçekleÅŸti, sonra da giderek zayıflayan kalbi durdu. Tigran, cenazesinin Diyarbakır’a götürülmesini istiyordu….

İlk Kürt gazetesi Kurdistan, 22 Nisan 1898′de Kahire’de yayın hayatına başladı. Mikdat Mithad Bedirxan tarafından çıkartılan gazetenin ilk beş sayısı Mısır’ın başkenti Kahire’de, 6-19 arası sayıları Cenevre’de, 20-23 arası sayıları Londra’da, 24-29 arası sayıları Folkston’da, 30 ve 31. sayılarıysa Cenevre’de yayımlandı.