Xan Mehmûd, Osmanlı’ya Başkaldırdı [1838]
20 December 2011 – 18:35 | Bir Yorum Var!

Kürdistan’ın doğusunda Safevi Hanedanlığı’nın, batıda Osmanlıların yükselişe geçtiği 16. yüzyılın ilk yarısı Kürdistan için de bir dönüm noktasıydı. Kürt Emirlikleri ve çeşitli Türkmen idareleri tarafından yönetilmekte olan Kürdistan, şiddetli saldırılar sonrası kısa bir süreliğine Safevilerin …

Okumaya devam edin »
Belge

Kürdistan Tarihine dair belgeleri bu bölümde bulabilirsiniz. Ayrıca elinizde belge varsa yayınlamamız için bize yollayabilirsiniz.

Kürdistan Tarihi

Kurdistan Tarihi konularını bu kategoride bulabilirsiniz. Bazı yazıları diğer kayegorilerle de ilişkilendirilmiştir.

Kürt Devletleri

Tarih boyunca kurulmuş Kürt Devletlerinin, Hanedanlıklarının ve Yerel Hukükümetlerin bir kısmını bu kategoride bulabilirsiniz.

Kürt Edebiyatı

Kürt Edebiyatı, Edebiyat Tarihi ve Kürtlerin yayımladığı tarihi gazeteler bu bölüm altında toplanacaktır

Video

Bu kategori müzik ağırlıklıdır. Farklı videolara da yer verilecektir.

Anasayfa » Kürdistan Tarihi

Ermeni Kırımı ve Kürtler

tarafindan 05 March 2007 – 13:47 tarihinde eklendiBenim de diyeceğim var

1. Dünya Savaşı boyunca Rusya-Osmanlı İmparatorluğu sınırındaki Ermeni ulusalcı birlikleri, Osmanlılara karşı Rus orduları yanında savaştılar. Yerli Ermenilerin durumlarından kuşku duyan Jön Türkler, Ermenilerin Suriye’nin kuzeyindeki yörelere göçürülmesine karar verdiler. Ancak, 1915 yılı baharındaki bu uygulama “göçürme”den “kırım”a dönüştü.maras-ermeni
Ermeni kırımlarında Kürtler, bazı yörelerde Ermenileri korumuşlarsa da , çoklukla Osmanlı yönetimi ile beraber hareket etmiştir. Avrupa Ermeni Öğrenci Biriliği’nin 1987 de yayınladığı “1915-1916 Yıllarında Batı Ermenilerin Savunma ve Direnişleri” broşüründe, Istephan M. Hagopyan, Kürtlerin Ermenileri koruduğunu yazmıştır.
“Sovyet Ermenistanı” dergisi Kasım 1985 tarihli sayısında, Enver Paşa’nın savaş öncesinde, “Turan yolundaki Ermenileri silmek ve Türk birliğini sağlamak gerekir” dediğini yazıyor.
1915 Şubat ortalarında, İttihat ve Terakki Merkez komitesi üç gün “Ermeni tehciri”ni görüştü. M. Rıfat Bey 1929 yılında Halep’te yayınladığı anı eserde, o toplantıdaki tartışmaları anlatır. Toplantıyı Talat Paşa yönetiyordu. Ahmat Agayef, Dr. Nazım, Dr. Bahattin Şakir, Hasan Fehmi ve Şükrü Bey’ler O günkü toplantıda sık sık tartışıp görüş belirttiler. Dr. Nazım’ın önerilisiyle “göçürülme ve toplu öldürme” kesin hale geldi. Dr. Nazım konuşmasının bir bölümünde şöyle diyor.

“… Çabuk ve kesin davranmalıyız. Ermeniler abse yapmış yara gibi tehlikelidirler. Başlangıçta bu yara önemsiz gibi görünür, ama zamanında tedavi edilmezse, kesilip atılmazsa, mutlaka ölüme götürür. Eyleme geçmek ve çabuk davranmak şarttır. 1909 tarihinde Adana’da ve diğer bölgelerde olduğu gibi, özel katliamlarla yetinirsek bu yarar yerine zarar getirir, çünkü bununla, yolumuzdan söküp atmamız gereken diğer bütün unsurları uyandırırız. Sözüm Arap ve Kürtler içindir. Bu durumda tehlike üç kat büyümekte ve amaçlarımızın gerçekleşmesi zorlaşmaktadır.”
son cümlesi de “Ülkemizi Türk olmayanlardan temizlememiz gerekir” şeklindedir.

Çok uluslu Osmanlı anlayışı artık tümüyle terk ediliyordu. Bu kararın uygulanmasını B. Şakir, Nazım ve Şükrü Bey’lerden oluşan bir komisyon yüklendi ve tüm kabahat barbar! Kürtlere yüklendi. Önceleri Sultan Abdulhamid’in, daha sonraki yıllarda ittihatçıların kışkırtmalarıyla ermeni kırımlarında Kürtler de yer aldılar. Ermeni kırımlarına katılan Kürtlerin büyük bölümü Hamidiye Alaylarından aşiretlerdi. Ermeni topraklarına ve mallarına konmak esas nedendi, dini bağnazlık, ancak yardımcı etkendi. Daha önceleri, din farklılığı büyük bir önem taşımamıştı. Abdulhamid’in ve İttihatçılarn Kürt-Ermeni ilişkilerini bozma girişimleri her zaman sonuç vermiyordu. Şeyh Ubeydullahê Nehri, Osmanlı yönetiminin Ermenileri öldürme önerilerini yerine getirmedi.
Osmanlı yöneticilerinin Ermeni ulusal hareketine karşı Kürtleri kışkırtmalarını en çok Ermeni aydınlar fark ediyordu, ancak engel olunması zordu.
Erzurum’daki Rusya Konsolosu, İstanbul’daki elçisine, Kürt -Ermeni ilişkilerini, bir Ermeni dini liderin ağzından şöyle iletiyordu.
“….. Patriyarkı , çay bahanesiyle çağırdım ve sözü Kürt-Ermeni ilişkilerine getirmek için bahane aradım. Saygıdeğer düşünceleri şöyle: Eğer Kürt kabileleri arasında özelikle de Bitlis Vilayeti’nde, Ermeni düşmanı olarak bildiğimiz bazıları olmasa, diğerleri Ermenilere yoldaşları gözüyle bakıyor ve elele tutuşmaya hazırdırlar. Bu iki halk arasındaki dostluğu kuşku ile izleyen ve bu nedenle bunları karşı karşıya getirmek için çaba gösteren Türk Hükümeti, şimdi Kürtler arasında boy veren ulusal hareketin sivri ucunu Ermenilere çevirtmek istiyor.
Ermeni kıyımının sorumluluğunu Kürtlere yüklemek isteyen İttihat Terakki Cemiyeti Başkanı Talat Paşa Halep yöneticisine yazdığı gizli telgraf şöyle;

“…. Türkiye’de yaşamakta olan Ermenilerin ortadan kaldırılması konusundaki Cemiyet kararı, daha önce size bildirilmişti. Bu karara aykırı bir tutum içinde bulunanların, görevlerinin başında bulunmamaları gerekir. Atacağınız adımlar Ermenilerin sonunu getirici bir nitelikte olmalıdır. Hiçbir şekilde yaşa. kadın ya da erkeğe ve vicdana bakmayın.”
Talat Paşa’nın diğer bir telgraftaki buyruğu da şöyle;
“…. Bilinen millete karşı talan ve şiddete başvurdukları gerekçesiyle bazı görevlilerin askeri mahkemeye verildiklerini öğrenmiş bulunuyoruz. Ancak bu bir gösteriş bile olsa, görevlilerin işten soğumalarına neden olacaktır. Bu yüzden, bu tür mahkeme uygulamalarına meydan verilmemesini emrediyorum.”
Kürtler’i, Ermeniler’i öldürmeye özendiren ve zorlayan yöneticiler, yoksul Kürtlerin Ermenileri öldürmeyip, sadece mallarını almalarına kızıyorlardı. Muş’ta görevli olan bir yönetici 1. Ermeni kırımı sırasında şöyle diyordu.
“… Biz, Kürtlere, Ermenileri ortadan kaldırmaları için emir verdik, maalesef öldürmekten çok talan yapıyorlar.”
Yer yer, cezaevlerindeki Kürtleri Ermenileri öldürsünler diye serbest bıraktılar. Ne var ki Rus ordularının Kürdistan’ı işgali sırasında, ermeni fedaileri ve örgütleri de aynı tür katliamlarla yanıt verdiler. Mayıs 1916’da Rewandûz’da, bazı kaynaklara göre 5.000 Kürt öldürüldü. Bu açıkça bir öç almaydı.
1. Dünya Savaşı yıllarında Kürt halkı yerinde yurdundan edilmiş, sözde, Ermeni ve Ruslardan korumak amacı ile, göçe zorlanmış ve savaşın o çetin yıllarında, kötü iklim ve sağlık koşullarında 700.000 bin Kürt yaşamını yitirmiştir.
Ermenilerin zorla göç ettirilmeleri ve topluca öldürülmeleri İttihat Terakki’nin yüz karasıdır. Türk halkının hesabını veremediği büyük bir yüktür. Sebebi ne olursa olsun, baş sorumlular, bu parti ve içindeki azınlıktır.

Yorumunuzu Girin!

Yorum yapabilir, veya geri izleme yapabilirsiniz. Isterseniz yorumlara abone olabilirsiniz .

Fikrinizi belirtmekten cekinmeyin.