Mela Selim – Hizan İsyanı
1914 yılında Bitlis’in Hizan ilçesinde Mela Selim, Seyit Ali ve Şeyh Şahabettin’in öndeliğindeki bir başkaldırı kendini gösterdi.
Bunun sebeplerinden bazıları Balkan Savaşı sonrası geçimini hayvancılıkla sağlayan Kürdistan’da “Hayvan Vergisi”nin artırılması, vergilerini ödeyemeyen yoksul halka karşı yapılan baskılar, Ermenilerin bir taraftan örgütlenmelerini ileri düzeylere vardırmaları ve Kürdistan’da giderek artan sayıda askeri kışlalardır.
Mela Selim Genç bölgesi Zaza Kürtlerindendir. 55 – 60 yaşlarında, iyi Arapça bilen bir din adamıydı. Şeyh Şahabettin’e hocalık edip onun yetişmesinde etkin oldu. Şeyh Şahabettin ise 30 yaşlarında, beyaz sarıklı, saygın ve şişmanca biriydi. Amcası oğlu Seyit Ali’nin dünya işlerine yakın ilgi duymasından ve gösterişi sevmesinden ötürü sıcak ilişkileri yoktu. Seyit Ali, 30 yaşlarında esmer, kara gözlü, çatık kaşlı, orta boylu, babayiğit ve kibar bir kişiydi. Kürtler ona “Hûtê Gewr-Boz Ejder-“ diyorlardı. Giyim kuşamı göz alıcıydı. Geniş bir dini etkinliği vardı.
“Meşhure” ailesinden olan Mela Selim’in başkaldırısına ilişkin belgeler henüz gizlidir. Rusya çarlığı ve Sovyetler Birliği arşivlerindeki belgelerden bazılarını ancak Sovyet Tarihçilerinden öğrenebiliyoruz. Bunların içeriklerinde “İşbaşındaki Türk yöneticilerinin Kürtleri ezdikleri ve ülkeyi yabancılara sattıkları” savı yer alıyor. Ayrıca 8000 kadar kişinin başkaldırdıklarını ileri sürüyor bu kaynaklar.
Hükümet bu başkaldırıyı kanlı bir şekilde bastırdı ve önderlerin çoğunu idam etti. İstanbul’daki Sabah, Tanin ve İkdam gazeteleri, isyancıları suçlayan yazılar yayınladırlar. Erzurum ve Trabzon’daki Almanya konsoloslukları da, Kürtler aleyhine, Osmanlı yönetiminin elini çabuk tutmasını istediler. Yönetim özellikle sert davrandı böylece diğer halklara gözdağı verilmek istendi. Talat Paşa’nın akrabası, yine Bitlis Valisi Mustafa Halil Bey ve başkaldırıyı ezmekle görevli Sınır Bölgesi Kumandanı İhsan Paşa, çok acımasız davrandılar. Ermenileri Kürtlerle vuruşmak üzere, onları, orduya yardıma çağırdı Bitlis Valisi ile Sınır Kumandanı. Bu yoldaki baskı ve tehditler yoğundu.
İçişleri Bakanı Talat Bey Van ve Bitlis Valilerine gönderdiği telgrafta Kürtlere karşı en sert önlemleri almalarını istiyor, kendilerine “askeri hal” ilan edebilme yetkilerini veriyordu.
Yakalanamayan Mela Selim ve arkadaşlarından bazıları Rus Konsolosluğu’na sığındılar. 1914 yılında hükümet Rusya’ya karşı Almanya’nın yanında yer alınca konsolosluğa sığınmış olanlar da alınarak idam edildiler. Arkadaşlarıyla birlikte idam edilen Mela Selim’in ve beraberindekilerin cesetleri, günlerce ibret olsun diye sehpadan indirilmedi.
Başkaldırı bastırıldıktan sonra halka baskı ve işkence yapıldı. Bugünde halk arasında yas ve anma ağıtlarına konu oldu yapılanlar. Osmanlı yönetiminde rüşvetin her şeyi çözebileceği, isyan önderlerini idamdan kurtarabileceği anlayışını ve baskıları dile getiren bu halk ağıtlarından birini sunuyorum. 1943 yılında Beyrut’ta çıkan “Roja Nû” gazetesinde yayımlanmıştı.
Hey felekê, sed car hawar felekê,
Hawar dikim tu dey nakî
Hey felekê, sed car hawar felekê,
Ehlê rom êli hevcıvıyane
Xwendin fermana seyidane.
Dayîka Şêxa tu bilezîne
Xurca zêra bi xwe r’ hilîne
Her Stenbole têla xîne;
Têla lı ser têla bişîne,
Hedîkê ji walîyê re bişîne;
Bekî hefwa mala Xewis bîne;
Van Seyîda neşeniqîne;;
Ez çun Bêdlisê gelî bi gelî
Jê derxistin cotik welî
Girin Şêx Şahabeddîn Seyîd Elî
Avêt b îdarê de.
Şerît qetiya ji alî Xwedê de
Xîret ne ma Islamê de,
Hey felekê, sed car hawar felekê
Ankara’da Millet Meclisi ve Hükümet kurulduktan sonra, Mecliste Koçgıri olayları tartışılırken, Hizan’daki olaylara yeniden değinen milletvekilleri, bu başkaldırının kökünde yöneticilerin ve memurların “kötü idaresi” ve “zulmü” bulunduğunu dile getireceklerdi.
Kaynaklar:
celilê c. Berhem derg. sayı 9
Bozaslan M.E. Jîn yeniden basım C.4 s.755

Ebul-İz, Cizre Tor (Dağkapı) Mahallesinde 1153 yılında doğdu. Botan Aşiretindendir.Ebul-iz İsmail bin Rezzaz Otomatik Kontrol Biliminin en zirvesinde dünyanın kabul ettiği alim, deha ve erişilmez bir Kürt mucididir.