Xan Mehmûd, Osmanlı’ya Başkaldırdı [1838]
20 December 2011 – 18:35 | Bir Yorum Var!

Kürdistan’ın doğusunda Safevi Hanedanlığı’nın, batıda Osmanlıların yükselişe geçtiği 16. yüzyılın ilk yarısı Kürdistan için de bir dönüm noktasıydı. Kürt Emirlikleri ve çeşitli Türkmen idareleri tarafından yönetilmekte olan Kürdistan, şiddetli saldırılar sonrası kısa bir süreliğine Safevilerin …

Okumaya devam edin »
Belge

Kürdistan Tarihine dair belgeleri bu bölümde bulabilirsiniz. Ayrıca elinizde belge varsa yayınlamamız için bize yollayabilirsiniz.

Kürdistan Tarihi

Kurdistan Tarihi konularını bu kategoride bulabilirsiniz. Bazı yazıları diğer kayegorilerle de ilişkilendirilmiştir.

Kürt Devletleri

Tarih boyunca kurulmuş Kürt Devletlerinin, Hanedanlıklarının ve Yerel Hukükümetlerin bir kısmını bu kategoride bulabilirsiniz.

Kürt Edebiyatı

Kürt Edebiyatı, Edebiyat Tarihi ve Kürtlerin yayımladığı tarihi gazeteler bu bölüm altında toplanacaktır

Video

Bu kategori müzik ağırlıklıdır. Farklı videolara da yer verilecektir.

Anasayfa » Kürdistan Tarihi

Mela Selim – Hizan İsyanı

tarafindan 21 May 2009 – 12:49 tarihinde eklendiBenim de diyeceğim var

1914 yılında Bitlis’in Hizan ilçesinde Mela Selim, Seyit Ali ve Şeyh Şahabettin’in öndeliğindeki bir başkaldırı kendini gösterdi.

Bunun sebeplerinden bazıları Balkan Savaşı sonrası geçimini hayvancılıkla sağlayan Kürdistan’da “Hayvan Vergisi”nin artırılması, vergilerini ödeyemeyen yoksul halka karşı yapılan baskılar, Ermenilerin bir taraftan örgütlenmelerini ileri düzeylere vardırmaları ve Kürdistan’da giderek artan sayıda askeri kışlalardır.

Mela Selim Genç bölgesi Zaza Kürtlerindendir. 55 – 60 yaşlarında, iyi Arapça bilen bir din adamıydı. Şeyh Şahabettin’e hocalık edip onun yetişmesinde etkin oldu. Şeyh Şahabettin ise 30 yaşlarında, beyaz sarıklı, saygın ve şişmanca biriydi. Amcası oğlu Seyit Ali’nin dünya işlerine yakın ilgi duymasından ve gösterişi sevmesinden ötürü sıcak ilişkileri yoktu. Seyit Ali, 30 yaşlarında esmer, kara gözlü, çatık kaşlı, orta boylu, babayiğit ve kibar bir kişiydi. Kürtler ona “Hûtê Gewr-Boz Ejder-“ diyorlardı. Giyim kuşamı göz alıcıydı. Geniş bir dini etkinliği vardı.

“Meşhure” ailesinden olan Mela Selim’in başkaldırısına ilişkin belgeler henüz gizlidir. Rusya çarlığı ve Sovyetler Birliği arşivlerindeki belgelerden bazılarını ancak Sovyet Tarihçilerinden öğrenebiliyoruz. Bunların içeriklerinde “İşbaşındaki Türk yöneticilerinin Kürtleri ezdikleri ve ülkeyi yabancılara sattıkları” savı yer alıyor. Ayrıca 8000 kadar kişinin başkaldırdıklarını ileri sürüyor bu kaynaklar.

talat-pasa Hükümet bu başkaldırıyı kanlı bir şekilde bastırdı ve önderlerin çoğunu idam etti. İstanbul’daki Sabah, Tanin ve İkdam gazeteleri, isyancıları suçlayan yazılar yayınladırlar. Erzurum ve Trabzon’daki Almanya konsoloslukları da, Kürtler aleyhine, Osmanlı yönetiminin elini çabuk tutmasını istediler. Yönetim özellikle sert davrandı böylece diğer halklara gözdağı verilmek istendi. Talat Paşa’nın akrabası, yine Bitlis Valisi Mustafa Halil Bey ve başkaldırıyı ezmekle görevli Sınır Bölgesi Kumandanı İhsan Paşa, çok acımasız davrandılar. Ermenileri Kürtlerle vuruşmak üzere, onları, orduya yardıma çağırdı Bitlis Valisi ile Sınır Kumandanı. Bu yoldaki baskı ve tehditler yoğundu.

İçişleri Bakanı Talat Bey Van ve Bitlis Valilerine gönderdiği telgrafta Kürtlere karşı en sert önlemleri almalarını istiyor, kendilerine “askeri hal” ilan edebilme yetkilerini veriyordu.

Yakalanamayan Mela Selim ve arkadaşlarından bazıları Rus Konsolosluğu’na sığındılar. 1914 yılında hükümet Rusya’ya karşı Almanya’nın yanında yer alınca konsolosluğa sığınmış olanlar da alınarak idam edildiler. Arkadaşlarıyla birlikte idam edilen Mela Selim’in ve beraberindekilerin cesetleri, günlerce ibret olsun diye sehpadan indirilmedi.

Başkaldırı bastırıldıktan sonra halka baskı ve işkence yapıldı. Bugünde halk arasında yas ve anma ağıtlarına konu oldu yapılanlar. Osmanlı yönetiminde rüşvetin her şeyi çözebileceği, isyan önderlerini idamdan kurtarabileceği anlayışını ve baskıları dile getiren bu halk ağıtlarından birini sunuyorum. 1943 yılında Beyrut’ta çıkan “Roja Nû” gazetesinde yayımlanmıştı.

Qewilê Şêx Şahabeddîn

Hey felekê, sed car hawar felekê,

Hawar dikim tu dey nakî

Hey felekê, sed car hawar felekê,

Ehlê rom êli hevcıvıyane

Xwendin fermana seyidane.

Dayîka Şêxa tu bilezîne

Xurca zêra bi xwe r’ hilîne

Her Stenbole têla xîne;

Têla lı ser têla bişîne,

Hedîkê ji walîyê re bişîne;

Bekî hefwa mala Xewis bîne;

Van Seyîda neşeniqîne;;

Ez çun Bêdlisê gelî bi gelî

Jê derxistin cotik welî

Girin Şêx Şahabeddîn Seyîd Elî

Avêt b îdarê de.

Şerît qetiya ji alî Xwedê de

Xîret ne ma Islamê de,

Hey felekê, sed car hawar felekê

Ankara’da Millet Meclisi ve Hükümet kurulduktan sonra, Mecliste Koçgıri olayları tartışılırken, Hizan’daki olaylara yeniden değinen milletvekilleri, bu başkaldırının kökünde yöneticilerin ve memurların “kötü idaresi” ve “zulmü” bulunduğunu dile getireceklerdi.

Kaynaklar:

celilê c. Berhem derg. sayı 9

Bozaslan M.E. Jîn yeniden basım C.4 s.755

Yorumunuzu Girin!

Yorum yapabilir, veya geri izleme yapabilirsiniz. Isterseniz yorumlara abone olabilirsiniz .

Fikrinizi belirtmekten cekinmeyin.