Şark ve Kurdistan Gazetesi
Şark ve Kurdistan, 1908′de yayın hayatına başladı. İstanbul’da haftada iki kez çıkarılan 4 sayfalık gazetenin tüm yazıları Arapça harflerle Türkçe’ydi. Kaç sayı çıktığı bilinmeyen gazetede ağırlıklı olarak Kürdistan’ın durumu, Bosna Hersek ve Hersek Kürtleri ile ilgili yazılar yer alıyordu. Gazetenin sorumlusu Hersekli Ahmet Şerif, başyazarı ise Malatyalı Bedri’ydi. Molla Said-i Kurdî’nin de yazarları arasında bulunduğu gazetenin ilk sayısında Said-i Kurdî (Nursî) Abdülhamid’e şöyle sesleniyordu:
“Şu medeniyet dünyasında ve bu ilerleme ve yarış çağında diğer arkadaşları gibi Kürtlerin de ilerlemeye ayak uydurabilmesi için hükümetin yardımı ile Kürdistan’ın kasaba ve köylerindeki mekteplerin kurulmuş olması memnuniyetle görülmekte ise de bu mekteplerden Türkçe’yi az da olsa öğrenmiş olan çocuklar ancak yararlanabilmektedir. Türkçe’yi bilmeyen Kürt çocukları ise, medreselerde okutulan ilimleri terakki etmenin biricik kaynağı olarak bilmektedirler. Yeni açılan bu mekteplerdeki öğretmenlerin mahalli dili (Kürtçe) bilmemeleri dolayısıyla bu çocukları eğitim ve öğretimden mahrum bırakmaktadır. Bu ise vahşete, karışıklığa, dolayısıyla batının gürültü ve patırtı çıkarmasına sebep oluyor. Aynı zamanda halkın devamlı olarak vahşet ve taklitte yerinde sayması, sürekli olarak vehim ve şüphelerin etkisi altında kalmalarına sebep oluyor. Eskiden her yönden Kürtlerden geri olanlar bugün onların hala yerinde saymalarından dolayı çeşitli şekillerde istifade etmektedirler. Bu ise, biraz olsun hamiyet duygusu taşıyanları düşündürür. Bu üç nokta, Kürtler için gelecekte korkunç bir darbe hazırlıyor gibi ileri görüşlü olan kimseleri yaralamıştır. Bunun çaresi, örnek olacak şekilde bu konuda teşvik ve rağbete öncülük yapması için Kürdistan’ın farklı yerlerinde yeni medreselerin açılması ve bir kısım medreselerin de canlandırılması, Kürdistan’ın maddi ve manevi olarak geleceğinin garanti edilmesi açısından önemlidir. Bunun ile eğitimin temelleri atılmış olur. İşte o zaman herkesten çok adalete muhtaç ve medeni olmaya müsait olan Kürtler fıtrî cevherlerini göstereceklerdir.”


Klasik Kürt Edebiyatı’nın en önemli ve en ünlü ismi olan Baba Tahîrê Hamedanî, 935 yılında Doğu Kürdistan’ın Hamedan şehrinde dünyaya geldi. 1019 yılında ölen ve Baba Tahirê Uryan olarak da tanınan şair, Kürtçe’nin Lorî lehçesiyle şiirler yazdı. devamı için tıklayın
bu ülkede sadece kürtlere yapılan zulüm yok eğer imam-hatip liseliyseniz devletin hiç bi kurumuna girme şansınız yoktur sadece zulüm kürtlere değil samimi dindar kesimede yapılmakta ve baş örtüsü zulmü halen devam etmektedir
ahmet kardeş sapla samanı karıştırıyorsun.peki sen bunları ifade ederken biz sana ama kürtlerde senin çektiğinin on katını çekti diyormuyuz.1-devletin hiç bir kurumuna girememek ile öldürülen,inkar ve asimile edilen insanları hangi vicdanla karşılaştırabiliyorsun.2-sen enazından imam hatipde dini bilgiyi türkçe alabiliyorsun. biz kürtler ise bu bilgileride yabancı dilimiz olan türkçede aldık.
ben bun ları yapanlara bir gün cezalarını görecek. ya bizden görecek ya da yüca yaratandan görecekler
yapılan bir haksızlığı anlamak için o haksızlığa gerçekten maruz kalmış olmak lazım. şimdi bir kesim türk aydın kürtlerin haklarını savunuyor yada bazıları bu durumu reklam amaçlı olarak kullanıyor. kürtlerin çektiği ızdırabı anlamak için kürt olmak lazım. mesela bir çocuk babasız büyür acı çeker bu durumu bilen ve vicdan sahibi olan herkes üzülür ama sadece o çocuk ve onun gibi babasız büyüyenler babasız büyümenin nasıl bir acı olduğunu bilir ve en çok o çocuklar üzülür. ben kürtçe hayal kuramamışım, dua edememişim, şiirler yazamamışım, şarkılar söyleyememişim, sevgimi kürtçe ifade edememişim… bütün bunları bir türk ne kadar algılayabilir. kaybetmeden kaybetmenin acısını kim bilebilir.